İçeriğe atla
Makale

Cihan Hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman Han’ın son seferi

Kırk altı yıllık saltanatında şarktan garba fetihlerden fetihlere koşan Kanuni, ömrünün sonbaharında dahi bu davadan vazgeçmedi. Takvimler 1566 yılını gösterdiğinde, Avusturyalıların vergileri kesip Osmanlı topraklarına saldırması üzerine "yaşlı ve hasta, sefere çıkamaz" denilen Sultan Süleyman Han ordusunun başında Sigetvar önlerine kadar geldi.

Cihan Hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman Han’ın son seferi

Tarih sayfaları bazen sadece hükümdarların zaferlerini değil, bir inancın, bir davanın omuzlarda nasıl taşındığını yazar. Osmanlı Devleti, üç kıtada at koştururken, yedi denizde gemi yüzdürürken arkasında devasa bir ideal barındırıyordu: İ’la-yi Kelimetullah, yani ALLAH’ın (cc) kelamını yüceltmek ve dünyaya hâkim kılmak. Osmanlı tarihçisi Oruç Bey’in tarif ettiği gibi onlar; “‘’Gazilerdir ve galiplerdir, fi sebilillah hak yoluna durmuşlardır. Gaz malını cem edip Hakka harcedicilerdir. Ve Hak’tan yana gidicilerdir. Din yoluna gayretlidirler. Dünyaya mağrur değillerdir. Şeriat yolunu göz edicilerdir. Şirk ehlinden intimak alıcılardır’’ Bu kutlu yürüyüş Söğüt’te Osman Gazi ile başladı. Kayı Alpleri, Bizans sınırında gaza ve cihat anlayışıyla akınlar düzenledi. Orhan Gazi Bursa’yı fethettikten sonra bayrak Rumeli’ye taşındı; 1354’te Gazi Süleyman Paşa ve leventleri sallarla karşı kıyıya geçerek Avrupa’nın kapılarını Türkler’e açtı. Fatih Sultan Mehmet Han, Konstantiniyye surlarında İslam sancağını dalgalandırmak için yüz bin askerle yürüdü. Yavuz Sultan Selim Han, kimsenin geçmeye cesaret edemediği Sina Çölü’nü on üç günde kayıpsız aşarak hilafeti Osmanlı’ya taşıdı. Kanuni Sultan Süleyman ise ordusu ile 1526 Mohaç Meydan Muharebesi’nde Avrupa’nın en büyük Haçlı ordusunu 2.5 saat içerisinde imha etti. Mohaç zaferinin ardından nefsine pay vermemek için geceyi açtırdığı bir çukurda geçirecek kadar da muttaki bir derviş gönüllüydü. Kırk altı yıllık saltanatında şarktan garba fetihlerden fetihlere koşan Kanuni, ömrünün sonbaharında dahi bu davadan vazgeçmedi. Takvimler 1566 yılını gösterdiğinde, Avusturyalıların vergileri kesip Osmanlı topraklarına saldırması üzerine "yaşlı ve hasta, sefere çıkamaz" denilen Sultan Süleyman Han ordusunun başında Sigetvar önlerine kadar geldi. Sigetvar kuşatması sürerken hak vaki oldu. Cihana nam salan, ömrünü İ’la-yi Kelimetullah uğruna harcayan Kanuni Sultan Süleyman Han, çadırında ahirete irtihal etti. Seferin selameti ve ordunun moralinin bozulmaması için vefatı gizlendi, naaşı tahnit edilerek iç organları o coğrafyaya defnedildi. Bedeni ise daha sonra İstanbul’da kendi adını taşıyan Süleymaniye Camii haziresine getirildi. Vefatının 460. yılında; tahtın ihtişamına değil, taşıdığı mesuliyetin ağırlığına secde eden o büyük cihan hükümdarını rahmetle ve minnetle yâd ediyorum. Ruhu şad, mekânı cennet olsun. Ramazan Akbaş/TİMETÜRK

Bu yazıyı paylaş
E-bülten

Yeni yazılardan haberdar olun

Yeni bir makale yayımlandığında kısa bir e-posta gönderilir. Başka hiçbir şey gönderilmez; istediğiniz an tek tıkla çıkabilirsiniz.

Makaleler

Bunları da okuyun

Tüm makaleler

Malazgirt Meydan Muharebesi 26 Ağustos 1071

Ağustos ayı Türk tarihinde zaferler ayıdır. Bu tarihte ecdadımız büyük zaferlere imza attı. 26 Ağustos tarihimizde çok önemli bir yere sahip.

Bayburt’a İnen İlk Uçak

Değerli hemşehrilerim Bayburt’a yapılan havalimanının ne zaman açılacağı gündemdeyken 1930’lu yıllara gidelim. Bayburt’a inen ilk uçağın izini sürelim.

Gazze semalarında Türk kartalları

Birinci Dünya Savaşı'nın en çetin cephelerinden birisi de Filistin Cephesiydi. Burada mücadele yalnızca yerde değil, gökyüzünde de yaşanıyordu. Osmanlı havacıları, sınırlı imkânlarına rağmen gösterdikleri cesaret ve üstün görev anlayışıyla savaşın seyrini etkileyen önemli başarılara imza attılar.

Sonraki makale

Adalar Denizi, Haçlı saldırıları, sömürgeciliğin başlangıcı

Oku