İçeriğe atla
Makale

Mavi Vatanın Kalbinde bir gün

Festival alanı adeta bir donanma geçit töreni gibiydi. TCG Bayraktar, ilk milli fırkateynimiz TCG İstanbul, TCG Barbaros, TCG Salihreis, TCG Turgutreis, TCG Kemalreis ve MİLGEM kapsamında üretilen milli korvetimiz TCG Burgazada göğsümüzü kabartan diğer platformlardı. Hücumbot sınıfından TCG Tufan, TCG İmbat ve TCG Kalkan; karakol gemisi TCG Karşıyaka, mayın avlama gemisi TCG Akçay ve TCG Amasra ile denizaltı kurtarma gemisi TCG Alemdar da limanda tüm ihtişamıyla sergileniyordu.

Mavi Vatanın Kalbinde bir gün

Milli teknoloji hamlesinin heyecanı bu kez sadece gökyüzünü değil, derin mavilikleri de sardı.Ülkemizin denizlerdeki haklarını, bağımsızlığını ve yerli imkânlarla geliştirilen askeri gücünü yeni nesillerle buluşturan Teknofest Mavi Vatan, ikinci kez Gölcük Tersanesi Komutanlığı’nda kapılarını açtı. Biz de bu gurur tablosuna yerinde tanıklık etmek üzere TEKNOFEST Mavi Vatan’ın ilk gününde Gölcük’teydik. Teknofest Mavi Vatan alanına adım atar atmaz bizi karşılayan manzara, Türkiye’nin savunma sanayisinde katettiği mesafeyi gözler önüne seriyor. Türk Deniz Kuvvetleri’nin amiral gemisi TCG Anadolu tüm heybetiyle limanda süzülürken, hemen yanında sıralanan milli denizaltılarımız ve MİLGEM sınıfı gemilerimiz Mavi Vatan’daki kararlılığımızı simgeliyor. Ziyaretimize, %70’in üzerindeki yerlilik oranıyla öne çıkan amfibi tank çıkarma gemimiz TCG Sancaktar ile başladık. 37 askeri gemi arasında dikkat çeken Sancaktar, yalnızca bir çıkarma gemisi değil aynı zamanda gelişmiş komuta yetenekleri, harekat merkezi kapasitesi ve bünyesindeki sahra hastanesiyle çok yönlü bir güç çarpanı. Bir sonraki durağımız ise Barbaros sınıfı fırkateynlerimizden TCG Oruçreis oldu. Askerlerimizin rehberliğinde gezdiğimiz gemide milli gururumuz daha da pekişti. ASELSAN ve ROKETSAN gibi savunma sanayimizin devleri tarafından üretilen hava savunma sistemleri ve füzelerin gemiye başarıyla entegre edildiğini görmek, dışa bağımlılığın nasıl geride kaldığının en açık kanıtı. Gemide görev yapan personelin ilgisi, bilgisi ve misafirperverliği ise takdire şayandı. Festival alanı adeta bir donanma geçit töreni gibiydi. TCG Bayraktar, ilk milli fırkateynimiz TCG İstanbul, TCG Barbaros, TCG Salihreis, TCG Turgutreis, TCG Kemalreis ve MİLGEM kapsamında üretilen milli korvetimiz TCG Burgazada göğsümüzü kabartan diğer platformlardı. Hücumbot sınıfından TCG Tufan, TCG İmbat ve TCG Kalkan; karakol gemisi TCG Karşıyaka, mayın avlama gemisi TCG Akçay ve TCG Amasra ile denizaltı kurtarma gemisi TCG Alemdar da limanda tüm ihtişamıyla sergileniyordu. Sadece su üstü değil, denizaltılarımız TCG 18 Mart ve TCG Muratreis ile tarih kokan TCG Savarona ve TCG Yavuz müze gemileri de alandaki yerini almıştı. Tabii geleceğin harp teknolojilerini simgeleyen yeni nesil otonom deniz araçlarımız ULAQ, SANCAR, MARLİN ve SALVO’yu yakından incelemek vizyonumuzun ne kadar genişlediğini bir kez daha kanıtladı. Savunma sanayisi stantları ve sergilenen yeni nesil araçlarla Gölcük, sadece bir festival alanı değil, Türk denizciliğinin vizyonu haline gelmiş durumda. Havacılıkta yakaladığımız o büyük ivmenin denizde de kararlılıkla sürdüğünü görmek gelecek adına umut veriyor. Gölcük Tersanesi’nde pazar gününe kadar devam edecek olan Teknofest Mavi Vatan, bu toprakların evlatlarına neler başarabileceğimizi bir kez daha hatırlatıyor. İmkânı olan herkesin bu atmosferi solumasını yürekten tavsiye ederim. Ramazan Akbaş/TİMETÜRK

Bu yazıyı paylaş
E-bülten

Yeni yazılardan haberdar olun

Yeni bir makale yayımlandığında kısa bir e-posta gönderilir. Başka hiçbir şey gönderilmez; istediğiniz an tek tıkla çıkabilirsiniz.

Makaleler

Bunları da okuyun

Tüm makaleler

Malazgirt Meydan Muharebesi 26 Ağustos 1071

Ağustos ayı Türk tarihinde zaferler ayıdır. Bu tarihte ecdadımız büyük zaferlere imza attı. 26 Ağustos tarihimizde çok önemli bir yere sahip.

Bayburt’a İnen İlk Uçak

Değerli hemşehrilerim Bayburt’a yapılan havalimanının ne zaman açılacağı gündemdeyken 1930’lu yıllara gidelim. Bayburt’a inen ilk uçağın izini sürelim.

Gazze semalarında Türk kartalları

Birinci Dünya Savaşı'nın en çetin cephelerinden birisi de Filistin Cephesiydi. Burada mücadele yalnızca yerde değil, gökyüzünde de yaşanıyordu. Osmanlı havacıları, sınırlı imkânlarına rağmen gösterdikleri cesaret ve üstün görev anlayışıyla savaşın seyrini etkileyen önemli başarılara imza attılar.

Sonraki makale

Geleceği inşa eden TÜGVA’dan muhteşem final

Oku